Şimdi Biyolojik Takvimleri 20 Yıl Geriye Alma Zamanı

İnsan yaşamının her dönemi farklı biyolojik, psikolojik ve sosyolojik dinamikleri içerir. Bu süreçleri 20’şer yıllık kesitler halinde incelediğimizde ilk 20 yıl, biyolojik olarak hızlı fiziksel büyüme

İnsan yaşamının her dönemi farklı biyolojik, psikolojik ve sosyolojik dinamikleri içerir. Bu süreçleri 20’şer yıllık kesitler halinde incelediğimizde ilk 20 yıl, biyolojik olarak hızlı fiziksel büyüme, motor becerilerin gelişimi, beyin gelişiminin yoğun olduğu, bağışıklık sistemi giderek güçlendiği bir dönemdir. Ergenlikle birlikte yaşam boyu en hızlı biyolojik değişimler gelişir ve yetişkin olma yolunda biyolojik süreç hızlanır. Psikolojik olarak bağlanma gibi temel güven duygusunun, benlik algısının ve öz kontrolün gelişmeye başladığı dönem olarak görebiliriz. Ergenlikte kimlik gelişimi, aidiyet arayışı ve bağımsızlık çabası belirgindir. Bunun yanı sıra sosyalleşmenin ve sosyal bağların gelişmeye başladığı bu ilk dönem yaşamın sonraki dönemleri için temelin atılmasını da sağlar. Daha sonraki yıllar yani 20 ile 40 yaş arası fiziksel performans ve üretkenlik zirvededir. Sağlık genellikle yerindedir. Psikolojik olarak kimliğin, kişiliğin büyük ölçüde netleştiği bir dönemdir. Kariyer, aile, ikili ilişkiler ve bireysel hedeflerin ön planda olduğu bir dönemdir. Sosyal olarak ilişkiler ağının içinde olunan ve kendinin sosyal olarak geliştirme ve ifade etme gerekliliklerinin yoğun olduğu bir süreç görülür.

Ve derken 40 ile 60’lı yıllar başlar. Diğer 20’lik yaş dilimlerinde de olan ancak bu yaş diliminde çok daha dikkat çeken bir hızlı değişim vardır. Bu özellikle 40’lı yaşların başı ile 50’li yaşlardan sonra çok dikkat çekici olarak ortaya çıkar o da biyolojik olarak ‘yaşlanma’…Bu belki de yaşam boyu gerçekleşen değişim süreçlerinin en zor kabul edileni olur. Çünkü artık irtifa kaybetmeye, fiziksel güç kaybetmeye başlanan dönemdir. Öte yandan kişiliğin oturduğu, bilincin güçlendiği, sosyal statülerin zirvede olduğu psikolojik ve sosyolojik olarak güçlü hissedilen bu dönemde bu biyolojik/fiziksel gerileme nasıl kabul edilir…

İşte tam da bu nedenle tüm dünyada sağlıklı ve uzun yaşam mottosu ve ‘longevity’ kavramı önem kazanıyor. Amaç her dönem için 20’şer yıllık yıpranmayı yani biyolojik yaşı geri almak olabilir! Şimdi bakalım nedir bu biyolojik yaş, gerçekten geri almak mümkün mü?

Biyolojik yaş, vücudumuzun hücresel düzeydeki gerçek sağlık ve dayanıklılık durumunu gösteren yaştır. Yani doğduğumuz gün ile başlayan yaşımız kaç olursa olsun, vücudumuzun ne kadar “genç” ya da “yaşlı” olduğu biyolojik yaşımıza bağlıdır. Biyolojik yaşımızın hızı genetik yapımızla belirli bir oranda ilişkili olsa da asıl büyük etkiyi yaşam tarzı ve çevresel koşullar yapar. Genetik yapıyı günümüz teknolojileri ile değiştirmemiz mümkün değildir, ancak genetik ile çevrenin etkileşimi olan epigenetik süreçleri yönetmek ve kişinin sağlıklı ve uzun yaşaması için düzenlemek mümkün! Bu çok önemli bir bilgi… Yani hızlı yaşlanmak, birçok hastalığın ortaya çıkması aslında biyolojik olarak kontrol edilebilir durumda. Özellikle sağlığa bütüncül yaklaşan fonksiyonel tıp uygulamaları bu önemli alana odaklanmaktadır. Özetle, biyolojik yaş; vücut fonksiyonlarımızın ne kadar "iyi çalıştığını" ve yaşlanma hızımızı gösterir. Genç olamk sadece sayılara değil, nasıl yaşadığımıza bağlıdır ve gençlik hali her yaşta belirli ölçüde korunabilir

Nereden başlamalı? Ne yapmalı?

Son yıllarda sağlık alanında özellikle moleküler teknolojilerdeki gelişim ile bilişim teknolojilerinin entegrasyonu çok önemli bir teknolojik devrimini getirdi. Kişiye özgü ve koruyucu sağlık uygulamalarının geliştirilmesi, çeşitlenmesi de bu alandaki en heyecan verici yenilikler arasındadır. Uluslararası kullanımı ile 4P (Predictive, Preventive, Personalized and Participatory) Türkçeleştirdiğimiz hali ile 4K (Kestrimci, Koruyucu, Kişiye Özgü ve Katılımcı) kavramı uzun ve sağlıklı yaşam yani longevity için de temeli oluşturuyor. Longevity için kişiye özgü risklerin öngörüldüğü kestirimci yöntemler ile koruyucu önlemlerin kişiye özgü olarak geliştirildiği ve kişinin biyolojik verilerinin de katılımıyla güçlendirilmiş yaşam tarzı planları, sağlık uygulamaları ve tedavi yaklaşımları büyük bir hızla artıyor. Bu yaklaşımları oluşturmak için örneğin mevcut biyolojik durumu netleştiren, ortaya koyan bazı testler bulunuyor. Bunlar hücresel yaşlanmayı ölçen bazı testler, gerçekten biyolojik durumumuzu anlamayı ve sağlıklı yaşam için yapılması gerekenleri buna göre planlamayı sağlayabilir. Bu biyolojik yaşı belirleyen testlere bazı örnekler verebiliriz: Bunlardan ikisi çok yaygın kullanılmaktadır, bunlar ‘Epigenetik Saat Testleri ve Telomer Analizi’. Bu testleri şu şekilde özetleyebiliriz:

Epigenetik Saat Testleri: Aslında yaşam boyu kişinin biyolojik yapısı, genetiği, ile çevre sürekli etkileşim halinde. Epigenetik kavramı da çevre ile genetiğin etkileşimi sonucu genlerin aktif ya da pasif olması durumunu ifade eder. Aslında genetik alt yapıda olan durumların ortaya çıkıp çıkmaması çevresel koşullar tarafından kumanda edilir. Özetle, epigenetik çevrenin etkisi ile genetik özelliklerin aktive olması ya da susması anlamına gelir. Epigenetik mekanizmalarla örneğin DNA’nın belirli bölgelerine metil grupları eklenerek genlerin aktif ya da pasif olması sağlanır. Buna DNA metilasyonu denir. DNA’ların metilasyonu yani epigenetik düzenlemeler hücresel yaşın belirlenmesinde önemli bir yer tutar. DNA’nın metilasyonunun haritalanması hücresel yaş ile ilgili bir belirteç olarak kullanılır. DNA'nın metilasyon modellerini analiz ederek biyolojik yaş ve yaşlanma hızı belirlenebilir. Horvath Saati bu konuda yaygın kullanılan testlerdendir. Bu testler, beslenme veya yaşam tarzı değişikliklerinin bir süre sonraki etkisinin takibi için kullanılmaktadır. Eğer yapılanlar doğru ise biyolojik yaş yavaşlamış hatta geriye de gitmiş olabilir. Yani takvimden yılları silip silmediğimizi anlamak için çok önemli bir araçtır.

Telomer Analizi: Telomerler, DNA’nın hücre içerisinde paket şeklinde bulunduğu kromozom denen yapıların uçlarında bulunur. Telomerler DNA’yı koruyan özel diziler olarak düşünülebilir. Telomerler, hücre bölünmesi sırasında genetik materyalin kaybını önler ve kromozomların korunmasını sağlar. Telomerler her hücre bölünmesinde bir miktar kısalır. Yani aslında yaşlandıkça telomerler kısalır. Artık kritik bir noktaya geldiğinde ise hücre bölünmesi durur. İşte tam bu aşamada yaşlanma hızlanır. Kanser, kalp damar hastalıkları, diyabet, demans gibi yaşa bağlı hastalıkların ortaya çıkması hızlanır. Telomerleri ayakkabı bağcıklarının ucundaki plastik koruyucu kısma benzetebiliriz. Bu kısım yıprandığında, tüm bağcığın yapısı bozulmaya başlar ve işlevi olumsuz etkilenir. Telomerler hızla azaldığında da takvim yaşından bağımsız olarak hücreler hızla yaşlanır. Biyolojik yaşı tespit etmek için işte bu telomer yapıların boyu ve yıpranma durumları analiz edilir.

Telomerin kısalmasını yavaşlatmak ya da bir miktar geri kazanmak mümkündür. Bunu yaşam tarzı düzenleme ile ve fonksiyonel sağlık uygulamaları ile yapmak mümkün. Zaman içindeki olumlu seyri ya da hızlı yaşlanmayı da zaman zaman yapılan tekrar testleri ile görmek de mümkün. Öte yandan telomer uzatan bazı takviyeler de vardır. Bunlar telomer oluşumunu sağlayan telomeraz enziminden elde edilir. Telomeraz, telomerleri koruyan ve yeniden uzamasını sağlayan bir enzimdir. Bu enzim, özellikle kök hücrelerde aktiftir ve hücrelerin sınırsız bölünebilme yeteneğini sağlar. Telomeraz aktivitesinin artırılması, hücre yaşlanmasını yavaşlatabilir ve gençliği uzatabilir. Ancak, telomeraz aktivitesinin kontrolsüz artışı kanser riskini artırabilir. Bu nedenle çok dikkatle yaklaşılması gereken bir enzimdir.

Özetle, kişiye özgü sağlıklı yaşam planlaması için biyolojik yaşı, hücresel yaşlanma durumu ve genetik riskleri belirlenmesi önemli bir başlangıç noktasıdır. Bu bilgiler ile hücrelerin yaşlanma süreci izlenebilir, yaşlanmayı hızlandıran faktörler, örneğin kronik enflamasyon, oksidatif stress gibi, tespit edilip azaltılabilir, yaşlanma karşıtı- anti aging yaşam planı kişiye özgü olarak oluşturulabilir. Ayrıca kişinin genetik ve metabolomik yapısını ortaya çıkaran bazı testler yanı sıra bedeni paylaştığımız yaşamdaşlarımızın mikrobiyomumuzun analizi ile de kişiyi bütünsel olarak analiz etmek gerekebilir. Genetik yapıya ve bağırsak mikrobiyotasına göre, hangi besinlerin kişide duyarlılık yaptığı yaptığını, yaşlanmayı tetikleyen enflamasyona neden olduğu, hangi vitamin ve minerallerin eksik olduğu ya da emiliminin problemli olduğu ve hatta hangi takviyelerin gerçekten işe yaradığını belirlemek mümkün olabilir Tüm bu kişiye özgü fonksiyonel sağlık yaklaşımı kişinin vücudunun daha dengeli çalışmasını ve yaşlanmaya karşı dirençli olmasını sağlar.

Sağlıklı ve uzun yaşam için yani ‘gerçek longevtity için’ sağlık teknolojilerindeki yenilikçi uygulamalar çok büyük umut veriyor. Özellikle epigenetik, mitokondri sağlığı, hücresel onarım mekanizmaları ve yaşam tarzı müdahaleleri üzerine yapılan çalışmalar, biyolojik yaşın kronolojik yaştan bağımsız olarak değiştirilebileceğini gösteriyor. Yaşam tarzını sağlıklı ve sürdürülebilir olarak düzenleyerek takvimlerden 20 yılı ve hatta daha fazlasını silmek mümkün… Son dönemde yapılan bilimsel çalışmalar, bütüncül ve disiplinli bir yaklaşımla biyolojik takvimin yıllarca geriye çekilebileceğini ortaya koyuyor. Dolayısıyla artık yaşlanmanın etkilerini yaşamak kaçınılmaz bir kader değil, yaş alma yönetilebilir bir biyolojik süreç olarak ele alınmaya başlandı. Şimdi, bilim ve teknolojinin sunduğu bu olanakları yaşam pratiğimize entegre etme zamanı.

gerçek biyolojik durumunu bir uzman eşliğinde yenilikçi testler ile öğren, fonksiyonel sağlık bakış açısı ile yaşam tarzını düzenle, uygun gıda desteklerini al, sürdürülebilir hareketliliği yaşamına kat, düzenli olarak iyi sağlık uygulamalarının etkisini takip ettir ve sağlıklı kalmanın, takvimlere meydan okumanın mutluluğunu sürdür…

Özetle, biyolojik yaşımızı geri alma fikri, yalnızca daha uzun yaşamak değil, daha sağlıklı, enerjik ve üretken bir yaşam sürmek anlamına geliyor. Bu da aslında longevity kavramının temelini oluşturuyor. Longevity ile ilgili stratejilerin başında gerçek biyolojik yaşı ve fonksiyonel durumu bir uzman eşliğinde yenilikçi testler ile öğrenip, kişiye özgü yaklaşım ile tarzını düzenlemek geliyor. Fonksiyonel sağlık bakış açısı ile yaşam uygun gıda desteklerinin planlanması, sürdürülebilir hareketliliği yaşamına katılması, düzenli olarak iyi sağlık uygulamalarının etkisini biyolojik olarak takip edilmesi longevity için olmazsa olmazlar arasında. Sağlıklı kalmanın, yıllara meydan okumanın ve hatta takvimlerden yılları silmenin yolu kişiye özgü ve koruyucu sağlık çözümlerinin sürdürülebilir bir şekilde yaşamın içine sokulmasından geçiyor.

Dr. Sevgi Salman Ünver

Moleküler Biyoloji ve Genetik Uzmanı/Genomedis Biyoteknoloji Kurucu Ortağı

Çerez Politikası Genomedis olarak internet sitemizde çerez kullanmaktayız. Bu Çerez Politikası ("Politika") Genomedis tarafından yönetilen https://genomedis.com.tr adresli internet sitesi için geçerli olup çerezler işbu Politika'da belirtilen şekilde kullanılacaktır.

Kabul Ediyorum